Koronavirüse karşı duygusal dayanıklılığımızı nasıl artırırız?

Salgın nedeniyle hepimiz durumun belirsizliğinden dolayı endişe duyuyor, hayatımızın anlamını ve sevinç kaynaklarımızı kaybetmekten kaynaklanan üzüntü yaşıyoruz. Günlük yaşam rutinlerimizi terk ediyoruz. Yaşamlarımız her gün değiştikçe yeni gerçekliklerle başa çıkmanın yollarını bulmakta zorlanıyoruz. Hiçbirimiz pandeminin ne kadar süreceğini ya da normal yaşamımıza ne zaman döneceğimizi bilmiyoruz. Daha da kötüsü, birçok insan işten çıkarılabileceklerinden ve geçim kaynaklarını kaybedebileceklerinden endişe duyuyor. Durumun belirsizliği, bir eylem planı yapmayı zorlaştırıyor ve yüksek düzeyde stres yaratıyor. Stres arttıkça duygusal dayanıklılığımız azalıyor.

Bu süre zarfında birçok endişe verici duygu ve düşüncenin ortaya çıkacağını kabul etmemiz, onlardan kaçmak yerine kabul etmemiz gerekiyor. Aynı şey, düzenli yaşam biçimlerimizin kaybolması için de geçerli. Çünkü araştırmalar bu tür duygulardan kaçınmanın onları daha güçlü ve daha uzun ömürlü hâle getireceğini gösteriyor. Koşullarımızı göz önüne alıp, enerjimizi mümkün olan en iyi yaşam için kullanmamız gerekiyor. Netflix’te film- dizi seyrederek, bilgisayarda oyun oynayarak, sosyal medyada zaman geçirerek gerçeklerden uzaklaşmak istesek de bu dikkat dağıtıcı unsurlar yerine bizi gerçekten hayata bağlayan şeylere yönelmek, yeni rutinleri hayata dahil etmek belirsizliği aşmamızda daha etkili oluyor. Yeni rutinlerle yeni bir amaç duygusu oluşturmaktan söz ediyorum.

Belki köşede duran gitarı çalma, YouTube’dan dersler alma zamanı gelmiştir. Belki de ihmal ettiğimiz ya da bağlarımızı güçlendirmek istediğimiz kişilerle ilişkileri derinleştirme, ailemizle kaliteli zaman geçirme, aile kitap kulübünü başlatma, sosyal bağlantılarımızı artırma, yavaşlayarak, resmin dışına çıkarak kendimize dışarıdan bakma, kendimizi gözden geçirme zamanı da gelmiştir. Öncelikler listemizi revize etme, yaşam amacımızı aramak için fırsattır belki de bu dönem.

Stres ve olumsuz duyguları deneyimlemeden olumlu sonuçları bulmayacak gibiyiz… O hâlde daha güçlü bir “psikolojik dayanıklılık” duygusu, ile yaşamın yenilenmiş bir versiyonunu karşılayacağız.  Belki de bu dönüştürücü deneyimden büyüyerek çıkacağız.

Tüm zorluklarına rağmen bugünler geride kalacak… Duygusal dayanıklılığımızı artırmaya odaklanmak, hayata baştan havlu atmamak ise hepimiz için daha önemli olacak.